Limon Yetiştiriciliği

Limon Yetiştiriciliği

Mesajgönderen Bennur » Çrş Şub 23, 2011 21:05

Bilimsel sınıflandırma
Alem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Alt sınıf: Rosidae
Takım: Sapindales
Familya: Rutaceae
Alt familya: Aurantioideae
Oymak: Citreae
Cins: Citrus
Tür: C. × limon
Binominal adı: Citrus × limon
Limon (Citrus); ılıman iklime sahip bütün memleketlerde, kültür şekilleri yetiştirilen
yaprak dökmeyen, uçucu yağ taşıyan bu küçük ağaçların meyveleridir, ülkemizde çok
sevilir. Ege ve Akdeniz gibi bölgelerde neredeyse her evin bahçesinde bir limon ağacı
bulunur. En çok bilinen narenciye türlerinden biridir. Ülkemizde turunçgil üretimimizin %20’ sini limonlar oluşturur. Limonun anavatanı Kuzey Hindistan ya da Çin' in güneyidir. Ancak asidi yüksek Akdeniz tipi limonun MÖ 3 bin yıllarında bugünkü Irak sınırları içinde de yetiştiğini, Nippur' da yapılan kazılardaki limon çekirdeklerinden öğreniyoruz. Mezopotamya uygarlığı ile Hindistan arasında bağlantının varlığı biliniyor.
Dolayısıyla, limonun Hindistan'dan Ortadoğu'ya bu ticaret bağlantıları kapsamında getirildiği sanılıyor. Akdeniz' in doğu kesimi, bu arada Anadolu' nun güneyi, limon ve ailesini çok eski dönemlerden beri tanıyor, sofralarında kullanıyor. Kuzey Avrupa ise limonla Haçlı Seferleri sayesinde tanıştı. 12. yüzyılda Kudüs' ü fethetmek için yola çıkan şövalyeler, burada tanıdıkları limonu ülkelerine getirmeye başladılar. Kısa süre sonra İngiltere' ye, İspanya ve Portekiz' den, tatlı limon yüklü ilk gemi yanaşmaya başladı.
İngilizler, ekşisinden önce tatlısıyla tanışmış oldu. Her derde deva, küçük vitamin deposu limon; ilaç yerine kullanıldığı gibi, kadınları güzelleştirmek için de kullanılıyor. Limon, astıma ve mide rahatsızlıklarına da iyi geliyor. Sarı, oval, bir ucu kabarık limonun görünüşü çekici olduğu kadar da karakteristiktir. Ancak hepimiz limonu hoş dış görünüşü uğruna değil, hemen her derde deva ekşi, asitli suyu için alırız.
Limonun ekşiliği, dildeki tat gözeneklerini uyarıp tükürük salgılanmasını artırır.
Birkaç damla limon suyu, yiyeceklerden sayısız tat nüansları algılamamızı sağlar.
Yediğimiz hemen her yiyecekte, çok az miktarlarda da olsa limon asidi bulunur; aksi takdirde, o yiyecekleri tatsız, yavan olarak algılarız. Limon suyu ya da limon kabuğunun tadı; sebzelerin, et ve tatlıların lezzetini güçlendirir.
Turunçgillerde tür ve çeşit dağılımı bölgelere özgü kimlik kazanmış ve her bölge
kendi çeşitleriyle özdeşleşmiştir. Durum bu açıdan değerlendirildiğinde; Doğu Akdeniz
Bölgesi’ nde Kütdiken, İtalyan memeli, İnterdonato, Molla Mehmet ve Lamas limonları
yetiştirilmektedir. Bu bağlamda, Batı Akdeniz Bölgesi’ nde İnterdonato ve Kıbrıs limonu
üretimi yapılmaktadır. Ege Bölgesi’nin güney kısmında İnterdonato limonu üretimi
yapılmaktadır.
Türkiye’de limon üretiminin büyük bir kısmı taze olarak tüketilmektedir.
Taze ve endüstriyel tüketim birlikte dikkate alınarak her tür için ayrı ayrı kişi başına tüketim kg olarak hesaplanmıştır. 1997 yılı Türkiye nüfusu dikkate alınarak yapılan değerlendirmelere göre limonda 2,56 kg’lık bir tüketimin olduğu görülmüştür.
Limonlar da diğer meyve türlerinde olduğu gibi taze ve endüstriyel iç tüketimden arta
kalan ve dış satım kalitesinde olan kısmı çeşitli ülkelere ihraç edilmektedir. Türkiye’ nin
limon ihracat miktarı 359.206.735 kg’ dır. Bunun 190.273.628 kg İnterdonat limonu,
159.727.232 kg’ ını Lamas limonu, 3.857.990 kg’ ını Kütdiken limonu, 4.049.973 kg’ ını
Meyer limonu ve geri kalan kısmını ise Yatak limonları ve tatlı limonlar oluşturmaktadır.
800px-P1030323.jpg
Çeşitleri
Mevcut turunçgil üretimimizin %20' sini limonlar oluşturur. Başlıca önemli limon çeşitleri ve özellikleri aşağıda kısaca verilmiştir.
Lamas Limonu
Bu çeşit, ekoloji seçici olduğunda Türkiye' nin Akdeniz Bölgesindeki Mersin ilinin batısında (Erdemli-Silifke) özel bir bölgede yetiştirilebilmektedir. Meyvesi orta büyüklükte, silindirik, boyun halkalı ve belirgin memelidir. Meyve kabuğu sarı renkli üstün tat ve kokuya sahip sulu bir limon cinsidir, düzgün ve parlaktır. Lamas, uygun koşullarda dokuz ay süreyle depolanabilmektedir. Türkiye’de üretilen en kaliteli limon çeşididir. Ağacı pek yüksek boylu, kuvvetli büyür, dal sistemi oldukça sık, çok verimlidir. Orta mevsim çeşididir. Hasada kasım ayında başlanır. Ekoloji dışına çıkarıldığında kalite önemli ölçüde düşer. Uçkurudan hastalaığına duyarlıdır. Depolamaya elverişlidir.
Image53.jpg
Lamas Limonu Özellikleri u Özellikleri
Image28.jpg
İtalyan Memeli Limon (Kara Limon)
Adından da anlaşılacağı gibi İtalyan kökenli olduğu sanılan, Türkiye’ ye giriş tarihi bilinmeyen en eski yerli limon çeşitlerimizdendir. Doğu Akdeniz bölgesinde “İtalyan memeli”, Batı Akdeniz bölgesinde “Demre Dikensiz” ve “Kara Limon” olarak adlandırılır. Türkiye’ de en çok üretilen çeşitlerden biridir. Çok verimli olan bu limon her yıl boyu düzenli olarak ürün verir. Tüm Akdeniz bölgesinde yetiştirilebilen İtlayan memelinin genel özelikleri aşağıdaki tablo 1.2’ de gösterilmiştir.
Image54.jpg
Image55.jpg
İtalyan Memeli Limon (Kara Limon) un özellikleri
Image29.jpg
Molla Mehmet Limonu
Türkiye' de daha çok Mersin ilinde yaygındır. Kökeni üzerinde belirgin bir bilgi yoktur. Meyveleri sarı renklidir. Kabuk girintili çıkıntılı, orta kalınlıktadır ve kalınlığı 5,54 mm' dir. Meyvenin sap tarafında belirgin bir boyun bulunur. Meme, küt ve kaba yapılıdır. Suda çözünebilir kuru madde miktarı % 8-10, titre edilebilir asit içeriği % 6-10' civarındadır. Çok önemli bir yerli limon çeşididir. Uçkurutan hastalığına (Phoma tracheiphila) göreceli dayanıklılığı vardır. Yüksek verimli ve oldukça düzenli ürün verir.
Resim
Molla Mehmet Limon Özellikleri
Image30.jpg
Kıbrıs Limonu
Bu limon çeşidi daha çok Alanya, Anamur yöresinde yaygındır. 1920’lerde Kıbrıs’ tan getirildiği sanılmaktadır. Meyve kabuğu sarı renkli, parlak, düzgün, dalgalı ve kalınlığı 5,24 mm' dir. Meyveleri oval-silindirik şekillidir. Sap kısmında belirgin sayılabilecek bir boyun olmasına karşın limonlara özgü ''meme" yok denecek kadar küçüktür. Çeşidin en belirgin özelliği budur. Kalitesi yüksek bir yerli limon çeşididir. Asit içeriği % 7-10 civarındadır. Çok erken ürüne yatan bu çeşidin ağaçları oldukça verimlidir. Meyveler kasım ayı ortalarından itibaren olgunlaşır; ancak, depolamaya fazla elverişli değildir. Ağaç kuvvetli ve dik büyür.
Resim
Kıbrıs Limonu Özellikleri
Image31.jpg
Kütdiken Limonu
Türkiye' de üretilen en eski limon çeşidi olup üretimi ve depolaması en fazla yapılan bir çeşittir. Çok üstün meyve kalitesine sahiptir. Meyve kabuğu düzgün, parlak, meyve etine sıkı bağlı, yeşil sarı veya limon sarısı renktedir. Meme kısmı fazla gelişmemiştir. Meyve elips şeklindedir. Çekirdeklidir. Bol sulu ve yüksek asitlidir. Yüksek verimlidir ve düzenli meyve verir. Ağaçları orta kuvvette büyür. Meyvelerin ağaç üzerinde dağılımı düzgündür. Orta mevsim çeşididir. Depolamaya uygun olduğu için kasım ayından şubat ayına kadar hasat edilebilir. Uygun koşullarda hasat edilen, paketlenen ve depolanan bu çeşit 9 ay süre ile muhafaza edilebilir. Ancak uçkurutan hastalığına hassastır. Daha çok İçel ve Hatay illerinde yetiştirilir.Ürgüp ve Göreme' nin doğal kaya mağaralarında depolandığı için yatak limonu adını alır.
kutdiken.jpg
Kütdiken limonu Özellikleri
Image32.jpg
Enterdonat Limonu
En erkenci bir tür olan Enterdonat, dünyada en çok Türkiye' nin Doğu Akdeniz Bölgesi' nde yetiştirilmektedir. Dünyanın en fazla Enterdonat üreten ülkesi 450.000 ton ile Türkiye' dir. Meyvesi büyük, uzun ve silindirik biçimindedir. Meyvenin en belirgin özelliği, meme başının yana yatık olmasıdır. Meyve kabuğu, düzgün, açık yeşil renkli ve parlaktır. Çekirdek sayısı az olan meyvenin eti, yeşilimsi sarı renktedir. Erkenci bir tür olduğu için depolamaya elverişli değildir. Ağaçları orta kuvvetli ve dikensize yakındır. Periyodisiteye eğilimi vardır. İhracat dönemi; eylül - ekim - kasım – aralık aylarıdır.
enterdonat.jpg
enterdonat1.jpg
Hasada, meyvelerin %30’ u sarı düzeyine ulaşıldığı zaman başlanır ve dış pazardaki taze limon boşluğunu doldurur; bu nedenle Türkiye' nin limon ihracatında önemli bir payı vardır. Uçkurutan hastalığına oransal olarak dayanıklıdır. Meyveler olgunlaştıktan sonra ağaç üzerinde uzun süre bekletilirse irileşir ve pazar değerini yitirir. Dikim alanlarındaki artış hızı son yıllarda azalmıştır.
Enterdonat Limonu Özellikleri
Image33.jpg
Image34.jpg
Mayer Limonu
Mayer’in diğer limon çeşitlerinden farklı bir özelliği maxsimum 2,5-3m boyunda olmaları, keza meyveden başını kaldırıp da boya gitmeye zamanı yok gibidir. Taze güz sürgünleri de olmadığından dona karşı diğer çeşit limonlara nazaran daha dayanıklı olmaktadır. Yediveren çeşiti, yılın her mevsiminde meyve vermekte olup bol güneşli ve gece gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olmadığı iklimi sevmektedir. Sıfır derecede taze filizler kurur, dikimden itibaren 2-3 yıl kış soğuklarına karşı naylon altına alınmalı, kök çevresi çuval parçalarıyla, samanla ve talaşla dona karşı korunmalıdır. Portakal limon karışımı bir tadı mevcuttur. Mayer limon dikildikten 1 yıl sonra meyve vermeye başlar. Bazı meraklı veya istekli insanlarımız bu mayer limonları saksıda yetiştirip meyve almaktadır. Evlerin güneş gören balkonlarında rahatlıkla yetişebilir.
Resim
Mayer Limonu Özellikleri
Image35.jpg
Image36.jpg
Lisbon Limonu
Mayer limonun iki katı büyüklüğünde, kalın kabuğu ile dikkat çeken limon çeşididir.
Resim Resim
Lisbon Limon Özellikleri
Image37.jpg
Image38.jpg
Lime (Misket veya Yeşil) Limon
Türkiye’ de yeşil limon veya Misket limon olarak bilinir. Muhteşem bir tadı vardır, mojito gibi kokteyl ve içeceklerin yapımında tüketilir. Yemek ve tatlılarda tatlandırıcı olarak da kullanılır.
ResimLime Limon Özellikleri
Image39.jpg
Image40.jpg
Genel İstekleri
Limon yetiştiriciliği, yoğun olarak emek-sermaye ve zaman isteyen bir konudur; bu yüzden ekoloji, bahçe planlaması ve çeşit seçimi, doğru değerlendirilerek, çok iyi anlaşılması ve irdelenmesi gereken konulardır. Bir limon bahçesinin planlanmasında birinci adım, çevreyle ilgili özelliklerin tespitidir. Ekoloji denildiğinde iklim ve toprak özellikleri anlaşılmaktadır.
Toprak İsteği
Dikimden önce arazinin toprağı, mutlaka analiz ettirilmelidir. Turunçgil bahçesi tesis edilecek yerin toprak derinliği en az 1,5-2 m olmalıdır. Turunçgil yetiştiriciliğinde üzerinde durulacak esas konu, toprağın havalanan bir yapıya sahip olmasıdır; çünkü turunçgil kökleri yüksek oranda oksijen ister ve havasızlığa çok duyarlı olup boğulma tepkisi gösterir. Bu sebeple toprak, havalanan-süzek bir karakter taşımalıdır.
Limonların etkili kök derinliği 30-90 cm’ dir. Toprağın havalanma miktarı düştükçe
kökler toprak yüzeyine doğru çıkar. Limon kökleri; çok elverişli toprak koşulları ve anaçlara bağlı olarak yatay biçimde 7,5 m uzaklığa kadar yayılabilir.
Limonlar için uygun topraklar; hafif ve orta ağır yapıda, iyi drene olabilen, gevşek ve
iyi havalanabilen, kumlu, kumlu-tınlı, tınlı, killi tınlı yapıdaki topraklardır. Bunlar içerisinde, süzek ve iyi havalanabilen kumlu-tınlı topraklar ise en uygun olanıdır. Taban suyu yüksek olan toprakları hiç sevmez. Böyle yerlerde, mutlaka drenaj yapılmalıdır. Ağır bünyeli ve fazla kireçli topraklar da turunçgiller için tercih edilmez..
Taban suyu seviyesi 1,5-2 m’nin altında orta bünyeli (kumlu-tınlı, killi-tınlı), gevşek, zengin, havadar, yapıda, su geçirgenliği iyi olan topraklar limon yetiştiriciliği için uygundur. Ayrıca toprak pH’ sı 5,5-6 olması idealdir. Limonlarda emici köklerin % 85–90 kadarı toprağın 0- 90 cm’ lik katmanında bulunur. Genel olarak saçak kökler 5-120 cm’de bulunur. Dikim öncesi en az 120 cm’ye kadar toprak örneği alınmalı ve sonucuna bakılarak uygunsa bahçe tesis edilmelidir. Eğim %3 ve daha fazla ise teraslama yapılabilir. Topraktaki kireç miktarına mutlaka bakılmalı; çünkü kireç oranının %5’in üzerinde olması P, Fe gibi elementlerin alımını büyük oranda etkilemektedir.
Bunun yanı sıra bahçe kurulacak toprağın fizksel nitelikleri aşağıdaki gibi olmalıdır.
 pH hafif asit veya nötr; yoksa hafif alkali olmalıdır.
 Kil oranı %20’yi kesinlikle geçmemelidir. Kum oranı %50 civarında olması istenir. Tın oranı %20 civarında olamlıdır.
 Toprağın geçirgenliği 10-20 cm/saat olmalıdır. Bu değer fazla olursa toprak çok süzek olacağından besin maddeleri, gübre yıkanmak suretiyle akar gider.
 Toprağın içerdeği boşluk-gözenek çok önemlidir. Topraktaki gözenek oranı hiçbir zaman %10’ un altına düşmemelidir. Düşük ise havalanamaz, elverişli değildir.
 Limonlar için topraktaki tuz miktarı %0,30’ u geçmemelidir. Ayrıca yanlış sulama ve drenajsızlık tuzluluğu teşvik eder.
İklim İsteği
Limonlar ülkemizde Akdeniz ve Ege Bölgelerindeki, iklim şartlarının uygun olduğu yörelerde yetiştirilir. İklim faktörleri denildiğinde temelde sıcaklık anlaşılmaktadır. Limonların yayılma alanını en sınırlayıcı etmen düşük sıcaklıklardır. Düşük sıcaklıklar, limonlarda meyve verimliliği ve kalitesini birinci derecede etkileyen iklim faktörleridir. Yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli iklim olayı, düşük sıcaklıklardır(don). Türlerin düşük sıcaklıklara dayanıklıları farklılıklar gösterir. Limon 0°C altında zarar görür. Zararın şiddeti don olayının süresine bağlıdır. Uzun sürerse zararı da artar.
İkinci önemli iklim faktörü, rüzgârdır. Rüzgâr, hem şiddetiyle (ağaçların kırılması,
meyve dökümü), hem de soğukluğuyla turunçgillere zarar verir. Şiddetli rüzgârlardan
korunmak, kaliteli ve bol meyve elde edebilmek için, bahçenin kenarına rüzgarkıran
dikilmelidir; bunun için, yayvan ve dikine gelişen serviler tercih edilir. Araları 1 m ' den
daha sık olmamalıdır. Turunçgil yetiştiriciliği, dünyada 400 Kuzey enlemi ile 400 güney enlemi arasında yapılmaktadır.
Bu enlemler içerisinde 3 ana bölge bulunur.
 Tropik bölge; 230 Kuzey enlem ile 230 Güney enlemi arasında kalan bölgedir.
 Semitropik bölge; 230–300 Kuzey enlemleri ile 230-300 Güney enlemleri arasındaki bölgedir.
 Subtropik bölge; 300-400 Kuzey enlemleri ile 300-400 Güney enlemleri arasındaki bölgedir.
Tropik iklim kuşağında gece-gündüz arası sıcaklık farkı 1-2 0C’ dir. Bütün yıl boyunca da 40C fark eder. Yağmur ormanları bulunması nedeniyle çok fazla yağış vardır. Bazı noktalarda ortalama yıllık yağış metrekare başına 15-18 metreye kadar çıkar. Sulama
gerekmez. Semitropik iklim kuşağında yağışlı ve kurak olmak üzere iki mevsim vardır. Yağışlı mevsimde iklim daha çok tropiklere benzer. Bazı noktalarda yağış metrekare başına 8-10 metreye çıkar. Ancak bunun belli bir bölgesinde yağış kesilir, kurak mevsim başlar kurak mevsim daha çok ocak-nisan arasıdır. Bu bölgelerde sulama gerekir. Yazın en yüksek sıcaklık 330 kışın 220C’ dir. Gece gündüz arası sıcaklık farkı 4-50C olur. Dolayısıyla tropik kuşaktaki gibi oransal nem sürekli çok yüksek olmayıp; kurak mevsimde düşük, yağışlı mevsimde yüksektir. Subtropik iklim kuşağında ise üç ara iklim tipi karşımıza çıkmaktadır. Sıcak subtropik iklim olarak adlandırılan ara kuşakta özellikle Akdeniz’ de daha çok çöl etkisi görülür. Yağışlar kısıtlı, oransal nem düşük ve kış çok ılıktır. Bu iklim karakterine Kuzey Afrika kıyıları ve bir ölçeğe kadar İsrail’ e dek uzanan Akdeniz kıyılarında görmekteyiz. Bu iklim kuşağında deniz kıyısı yerler olumlu iken iç bölgelere gittikçe çok farklılık gösterir. Dağların denize dik olarak konumlandığı yerlerde yüksek rakımda bağıl nem artışı söz konusu olduğundan yüksekliklerde önem arz etmektedir. Orta subtropik iklimde yazlar sıcak- kurak, kışlar yağışlı ve ılıktır. Yani bizdeki iklim orta subtropik karakterdedir. Kış aylarında belli bir nem yoğunluğu vardır. Kuru rüzgâr nedeniyle yazın ve sonbahar başlangıcında sulama çok önemlidir. Ayrıca denize yakınlık-uzaklık, hava oransal nemli etkileyeceğinden türlerin yerleşimi de değişir. Örneğin; oransal nem bakımından kalite düşük olacağından Çukurova yöresi limon için elverişli değildir. Buna karşılık denize yakın ve oransal nemin yüksek olması nedeniyle Mersin, Erdemli ve Silifke şeridi, limona uygundur. Serin subtropik iklimde yazlar göreceli olarak serin ve nispeten daha yağışlı olup kışlar serindir ve hatta düzenli kar yağışları olabilir. Kar zararları görülebilmektedir. Örneğin, Rize ve Edremit bu gruptadır. İzmir, Seferihisar ve Gümüllü serin subtropiğe yakın özelliklere sahiptir; bu yüzden buralarda portakal ve limon yetişmez sadece Satsuma mandarini yetişir. Limonlarda zorunlu dinlenme yoktur. Çevre koşulları elverişli olduğu sürece büyüme sürer fakat subtropiklerde gelişme dönemleri söz konusudur ve büyüme çift sigmoid bir eğri izler.
Image41.jpg
Türkiye' de limon yetişen bölgeleri gösterir harita
Ekoloji tespitinde sıcaklık durumunu belirlerken soğuk akışını göz önününde bulundurmamız gerekmektedir; çünkü İç Anadolu’dan Akdeniz’e doğru daima bir soğuk
hava akımı söz konusudur. Bu akış boylu boyunca uzanan Toros Dağları tarafından
engellenmektedir. Dağların soğuk akışını engelleyişi kademeli bir engelleme olup ovanın sahile yakın kesimleri ile soğuk havanın biriktiği bölgeler turunçgil yetiştiriciliği açısından risk taşımaktadır.
Özellikle Mersin – Erdemli sahili boyunca uzanan çarpık yapılaşma, Toros Dağlarından sahile doğru esen rüzgârlarla akan soğuk havanın hareketini engelleyerek, sahile yakın olan limon bahçelerinde soğuk havanın gölgelenmesine sebep olmaktadır. Bu da kış soğuklarından meydana gelecek zararları artırmakta ve limon bahçelerini tehdit etmektedir. Örneğin; Adana’ da soğuktan en çok zararı ovanın sahil kısmı görür; bu yüzden bahçelerin yamaçlara tesis edilmesi, soğuk zararı riskini minimuma indirmektedir.
Üretimi
Fidan üretiminde kullanılacak tohumlar mutlaka virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz olduğu bilinen ağaçlardan alınmalıdır. Tohum üretiminde kullanılacak meyveler ağaç üzerinden hasat edilmeli, yere düşmüş meyveler tohum üretiminde kullanılmamalıdır; çünkü meyvelerin dolayısıyla tohumların mantari hastalıklarla bulaşması söz konusudur.
Image43.jpg
Image42.jpg
Tohum Ekimi
Tohumlar, tohum yastığı olarak kullanılan sehpalara ya da plastikten yapılmış kasalara ekilebilir. Tohum kasaları ve sehpalar yeterli sulamanın yapılabilmesi için üst kısmında 2-3 cm boşluk kalacak şekilde harç karışımı ile doldurulur. Tohumlar şablon yardımı ile sıra üzeri 2,5 cm, sıra arası 4 cm olacak şekilde ve 1 cm derinlikte ekilir. Tohumların üzeri 1 cm kalınlığında harçla kapatılır. Bir lata yardımı ile üstteki harç bastırıldıktan sonra süzgeç başlıklı hortumlarla haftada bir kez sulanmalıdır.
Çöğürlerin Şaşırtılması
Tohum yastığındaki çöğürler 10–15 cm boya ulaştıklarında içerisinde harç karışımı bulunan polietilen torbalara şaşırtılır. Ortalamadan önemli derecede büyük ya da küçük boya sahip çöğürler ile anormal yaprak özelliği gösteren tip dışı çöğürler kullanılmamalıdır. Seçilen çöğürler kök tuvalet budamaları yapıldıktan yani fazlalık ve kıvrılmış olan kökleri alındıktan sonra 4,5-5,5 litrelik plastik torbalara şaşırtılır. Şaşırtma, dikim kazıkları yardımıyla açılan deliklere, çöğürleri yerleştirip yan taraflardan bastırılarak yapılır. Şaşırtmadan hemen sonra bitkiler sulanmalıdır. Plastik torba ve saksılar, yeterli sulamanın yapılabilmesi için üst kısmında 2-3 cm boşluk kalacak şekilde doldurulmalıdır.
Çöğürlerin Bakımı
Çöğür yetiştiriciliği süresince seralarda sıcaklık ve nem kontrol altında tutulmalı, sulamanın düzenli yapılmasına özen gösterilmelidir; aksi durumda, özellikle yüksek sıcaklık, %50’ nin altındaki oransal nem ve sulamadaki düzensizlikler, bitkileri strese sokar. Strese girmiş bitkilerde tepe büyümesi durur ve yan gözlerden sürgün oluşumu artar. Çöğürler 30- 35 cm boya ulaştıklarında hereklere bağlanır.
Çöğürlerin Aşılanması
Çöğerlerde aşı, iki değişik zamanda yapılır. En iyi sonuç alınan aşılama zamanı eylülekim döneminde yapılan durgun göz aşısıdır. İlkbaharın girmesi ve fidanlarda filizlenmenin (sürgün) başladığı zamanlarda Mart’ın 20’sinden başlayarak nisan ve mayıs ayları içerisinde sürgün göz aşısının yapılma zamanıdır. Yukarıda belirtilen başlama tarihi mevsim şartlarına bağlı olarak daha önce veya daha sonrada başlayabilir. Burada önemli olan ağaçların uyanması, yeterli ısı ve bir don olma ihtimalinin uzak olmasıdır. Aşı yapmaya başlamadan önce anaç üzerindeki diken ve sürgün gibi fazlalıklar alınır. Önceden ağzı bileylenmiş ve dezenfekte edilmiş aşı bıçağı kullanarak aşıya başlanır. Ayrıca yapılan aşıları bağlamada kullandığımız aşı bağları da aşının tutması açısından çok önemlidir. Bunun için kullanmamız gereken aşı bağı piyasada satılan ve plastikten yapılmış olan şerit aşı bağlarıdır.
Çöğürler 1 m boy ortalamasına veya 0,5 cm çap ortalamasına ulaştıklarında aşılanabilir. Çöğürler aşılama büyüklüğüne tohum ekiminden itibaren 8-9 ay içerisinde ulaşır. Aşılamada genellikle “T” göz aşısı kullanılır. Aşılama yüksekliği 25-30 cm olmalıdır.
Kullanılacak aşı gözleri, virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz olmalıdır; bu nedenle aşı gözleri virüs ve benzeri hastalıklardan temiz, aşı gözü üreten resmi kuruluşlardan
temin edilmelidir. Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü ve buna benzer
araştırma enstitüleri virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşı gözü üreterek fidan
üretimi yapan resmi ve özel kurumlara dağıtmaktadır.
Image44.jpg
Image45.jpg
Aşılanan gözlerin sürmesini çabuklaştırmak ve fidan gelişimini hızlandırmak için 15-
20 gün sonra, aşı noktasının 5 cm üzerinden tepe kesilir. Gözler, aşılamadan 15-20 gün sonra sürmeye başlar. Bu arada aşı bağları çözülmelidir. Sürgün boyları 15 cm’ye ulaşınca herekler bağlanır. Aşılanan gözün dışında anaçtan çıkan sürgünlerin büyümesine izin verilmez ve düzenli olarak koparılır. Aşılanan gözden çıkan sürgün 60 cm boya ulaştığında tırnak aşı noktasının hemen üstünden yapılan kesimle çıkartılır. Sürgün boyu 80-100 cm’ye ulaştığında tepeleri 75 cm’den; satsumalar yavaş geliştiği için 65 cm’ den vurulur. Kesim yapılan bu yüksekliğe taçlandırma yüksekliği denir.
Image46.jpg
Kesim yerinin altından birçok göz sürer. Tepeden itibaren 10 cm’lik kısımdan çıkan sürgünlerden 3 tanesi ana dalları oluşturmak üzere bırakılır ve diğer sürgünler alınır.
Bırakılacak sürgünlerin ağaca iyi bir taç oluşturacak şekilde olmasına özen gösterilmelidir.
Şekil budaması tamamlanan fidanlar sera koşullarından, doğal koşullara kolay uyum
sağlaması için yarı gölgeli tel seralarda bekletilir ve toprakla kavuşacağı anı bekler.
Anaçlar
Akdeniz Bölgesinde yetiştirilen bütün çeşitlerin, uygun anacı turunçtur. Satsuma mandarini yetiştirilecek yöreler için ise anaç olarak üç yapraklı melezleri uygun olmaktadır. Melezlerden Troyer ve Carrizo kullanılmaktadır. Turunçgiller; dünyada en fazla üretimi yapılan meyve grubudur. İnsan beslenmesindeki önemi, kendine has renk ve kokusu, kozmetik sanayinin ham maddelerinden oluşu bunun nedenlerinden bazılarıdır. Tohum ve diğer vegetatif yollarla da çoğaltılabilen turunçgiller hastalıklar, iklim ve toprak şartları nedeniyle çoğunlukla anaç üzerine aşılanarak çoğaltılmaktadır.
1920’ li yıllardaki Tristeza (Göçüren) salgını ve Florida’ da meydana gelen don olayları sonunda dünyada turunçgil anaçları üzerine ciddi çalışmalar yapılmaya başlanmış ve
değişik özellikte anaçlar ortaya çıkarılmıştır. Hastalık ve çevre şartlarına uyum yanında ağacı erken meyveye yatırmak, ağaç ömrünü uzatmak, verimi artırmak, sık dikim, meyve kalitesini yükseltmek gibi amaçlarla anaç kullanılmaktadır.
İdeal bir turunçgil anacında aranacak özellikler:
 Hastalık ve zararlılara dayanıklı olmalıdır.
 Yörenin toprak özelliklerine uyumlu olmalıdır.
 İklim koşullarına özellikle soğuklara dayanıklılık göstermelidir.
 Anaç olarak kullanılan meyveleri çok çekirdekli olmalıdır.
 Anaç çeşit tohumlarında poliembriyoni oranı yüksek olmalıdır.
 İyi bir turunçgil anacının, aşılandığında anaç-kalem uyuşması bakımından son derece iyi özellikler göstermesi lazımdır.
Anaç kullanımı bahis olduğunda virüs hastalıkları büyük önem taşımaktadır. Bu hastalıklara karşı turunçgil anaçlarında tepkiler farklıdır. En önemlisi Tristeza (Göçüren) hastalığıdır. Göçüren hastalığı için hemen karşımıza çıkan anaç turunçtur. Dayanıklılık mekanizması ve hassasiyet virüsün kendinden kaynaklanmaz. Tristeza’ da ölüm birden olur. Daha meyveye fırsat vermeden ağaç kurur gider. Soğuklara dayanmada en çok kullanacağımız Üç Yapraklı ve melezleridir ama diğer özelliklerini de göz önüne almak gerekir. Üç yapraklı anacın kireçli ve tuzlu topraklarda hassasiyeti fazladır. Kirece ve tuza dayanma bakımından değerlendirildiğinde; “Üç Yapraklı” anacın her ikisine de duyarlı olduğu görülür. Doğu Akdeniz’ de fazla kullanılmaz. Kirece en dayanıklı anaç turunçtur. Tuzluluğa dayanıklı anaçlar ise Kleopatra mandarini ve Rangpur Laymı’ dır. Ağır ve ıslak topraklarda Üç Yapraklı en elverişli anaçtır. Kaba Limon ve Rangpur Laymı hemen ölür. Kuru topraklarda limon ve volkameriana kullanılır. Meyve kalitesini yükseltmek içinse Üç Yapraklı ve melezleri tercih edilir. Erken meyveye yatırmak için Üç Yapraklı ve melezleri avantajlıdır.
Ülkemiz için genelde; Doğu Karadeniz Bölgesinde Üç Yapraklı, Ege’ de Sitranj (Carrizo ve Troyer), Akdeniz’ de (Güney Ege dahil) turunç kullanılır.
Önemli Turunçgil Anaçları
Turunç (Citrus aurantium): 1920’ li yıllara kadar dünyanın pek çok yerinde anaç olarak turunç kullanılmaktaydı; ancak o yıllarda meydana gelen Tristeza (Göçüren) virüs hastalığı salgını sonucu dünyada yaklaşık 200 milyon turunçgil ağacı yok oldu. Bunun sonucu olarak hızlanan anaç çalışmalarıyla birlikte farklı anaçlar elde edildi ve turunç kullanımı geriledi. Limonların bazıları ve Satsuma mandarini dışındaki tür ve çeşitlerle genellikle iyi uyuşma gösterir. Turunç üzerine aşılı ağaçlar standart büyüklükte taç oluşturur. Nuseller embriyonu oranı yüksektir. Çoğaltılması ve aşılanması kolaydır. Exocortis (Cüceleşme) ve Xyloporosis (Gözenek) hastalıklarına dayanıklıdır. Uçkurutan (Phoma tracheiphila) hastalığına duyarlıdır. Bazı turunç anaçları Phytophthora’ ya dayanıklı iken bazıları hassastır; çünkü bütün turunç anaçları aynı özellikte değildir. Ülkemizde Doğu Akdeniz kesiminde yapılan çalışma sonucu 31 adet farklı turunç klonu saptanmıştır. Turunç, ağır topraklarda gelişebilir, kirece karşı dayanıklıdır ve kazık kök yapmaya eğilimlidir.
Türkiye’ de Muğla dahil tüm Akdeniz sahilinde anaç olarak kullanılır. Dünyada ise Tristeza’ nın yaygın olmadığı yerlerde daha çok Akdeniz çevresinde ve bir miktarda ABD’de kullanılmaktadır.
Tüm Akdeniz Bölgesinde Yaygın Olarak Kullanılan Turuncun Özellikleri
 Kolay çoğaltılır.
 Kireçli topraklara dayanıklıdır.
 Tristeza (Göçüren) ve uçkurutan hastalıklarına duyarlıdır.
 Bazı limonlar ve satsuma mandarini ile iyi uyuşmaz.
 Cüceleşme, Gözenek virüs hastalığı ve kök boğazı çürüklüğüne dayanıklıdır.
 Ağır topraklarda gelişebilir, kazık kök eğilimi vardır.
 Turunç üzerine aşılı ağaçlar standart taç oluştururlar.
 Dona dayanımı iyidir.
Aşağıda Anaç Olarak Turunç Kullanılarak Elde Edilmiş Limon Fideleri Göreceksiniz
Image47.jpg
Image48.jpg
Image49.jpg
Image50.jpg
Üç Yapraklı (Poncirus trifoliata): Subtropik koşullarda yaprağını döken bir anaçtır. Önemli özelliklerinden biri soğuğa dayanıklı olmasıdır; ancak sıcak iklimlerde soğuğa hassastır. Kök sistemi nispeten küçük olup, ağır-killi topraklara uyum sağlayabilmektedir. Phytophthora’ ya dayanıklı, Uçkurutan, Tristeza (Göçüren), Xyloporosis (Gözenek), Psorosis (Kavlama) hastalıklarına karşı toleranslıdır. Nematodlara, kirece ve tuza karşı duyarlıdır. Mekanik yolla taşınan Exocortis (Cüceleşme) hastalığına çok duyarlı olduğundan özellikle budama aletleri iyi dezenfekte edilmelidir.
Resim
Üç yapraklı, üzerine aşılı ağacı erken meyveye yatırır ve meyve kalitesini olumlu yönde etkiler. Özellikle Eureka grubu limonlar (Ör. Kütdiken) ve laymlar dışındaki tür ve çeşitlerle genellikle iyi uyuşma gösterir. Türkiye’ de nemli olan Doğu Karadeniz’ de ve az miktarda Finike-Kumluca civarlarında kullanılır. Dünyada Brezilya, Akdeniz çevresi, Avustralya, Uzakdoğu (özellikle Japonya’ da Satsuma mandarini için) ve ABD’de kullanılmaktadır.
Image51.jpg
Genel Olarak Üç Yapraklı (Poncirus trifoliata) Anaç Özellikleri
 Kış soğuklarına en çok dayanan anaçtır.
 Kök boğazı çürüklüğüne dayanıklıdır.
 Akdeniz iklim kuşağında sorunları vardır. Daha çok Karadeniz ve Ege kıyı şeridinde yaygındır.
 Limonlarla özellikle Kütdikenle uyuşması iyi değildir.
 Erken verim alınmasını sağlar.
 Cüceleşme hariç diğer virüs hastalıklarına dayanıklıdır.
 Kireçli ve tuzlu topraklara dayanamaz, kloroz başlar. Nematod’ a da duyarlıdır.
 Portakal ve satsuma için uygun bir anaçtır.
 Bodurlaştırma özelliği vardır.
Bu anaçların dışında dünyada bir kısmı önceleri kullanılmış bir kısmı az da olsa
günümüzde de kullanılan anaçlar vardır. Turunçgil yetiştiriciliğinde anaç seçiminde anacın özellikleri yanında yetiştirilecek tür ve çeşit, iklim ve toprak şartları, hastalıklar göz önünde bulundurulmalı ve seçim dikkatli yapılmalıdır. Bir diğer önemli konu ise son yıllarda anaçlarda da çeşit kavramının gelişiyor olmasıdır. Bir anacın tüm bireyleri aynı özelliği göstermeyebilmektedir. Anaç seçiminde bu durum da dikkate alınmalıdır.
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Re: Limon Yetiştiriciliği

Mesajgönderen ykolko » Prş Eki 18, 2012 14:16

Sayın Bennur uzun bir aradan sonra merhaba :oops:
Yazmasam da ara sıra bilgileri okumak için ziyaretlerde bulunuyorum,Limon hakkındaki bilgilerinizi zevkle okudum,benimde bilindiği üzere bir saksıda mayer limonum var geçen sene ben yokken aşırı sulamadan strese girmişti neyse ki kurtardım fakat ardından şu yapış yapış yaratığın istilasına uğradı onuda bertaraf ettim ama bu sene çiçek falan açmadı yorgun savaşçım, size sormak istediğim, şuanda kapalı balkonda bulunan limonumun toprağını değiştirmek istiyorum acaba birazda kök temizliği yapsam bu kadar strese dayanabilir mi acaba elimde 6-6,5 ph bol kumlu bir toprak var onu kullanmak istiyorum, yoksa mart ayına kadar beklesemmi karar veremedim :|
''bilgi paylaştıkça çoğalır''
ykolko
Doğa Dostu
 
Mesajlar: 47
Kayıt: Sal Oca 11, 2011 01:12
Konum: İstanbul-Kadıköy


Dön Turunçgiller

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir